Hayat aynı şekilde akmaya devam ederken ve biz hayatımıza yön verme çabası içindeyken ne gariptir ki hep en kolay yollardan gitmeyi yeğleriz.. En kolay yol ise aslında farkında olmadan bizi en zor koşullar altına sokandır.. İşte bu zamanlarda fark ederiz ki aslında en kısa yol, sarp yollardır.
İnsanoğlu her şeyi en kolay yoldan elde etmek ister.. Bu belki de ebeveynlerin çocuklarına duyduğu sonsuz sevginin bir yansıması olarak ortaya çıkar.. Öyle ki aileler çocuklarının üzülmemesi için her şeye sahip olmalarını sağlamak ister ve tüm imkanlarını bu yönde kullanırlar.. İstediği şeyler için çaba sarf etmediği halde her şeyin en güzelinin önüne sunulması sonucu insanoğlu daha küçük yaşlardan kolay yolların girdabına sürüklenmektedir.. İleride bu kolay yolların aslında insanların hayatlarında nasıl büyük bir yanılgı ve boşluğa sebep olduğunu gördüklerinde ise insanın elinde kalan yalnızca (KOLAY)! bir alışkanlıktan ibarettir.. Belli bir süre sonra, kolay yollardan sonuca varılamayacağını, birtakım güzellikler için bazı acıların tecrübe edilmesi ve deneme yanılma yoluyla belli deneyimler edinilmesi gerektiğinin farkına varan insanlar ise sarp yollardan korkar, kolay yollardan ise usanır hale gelirler.. Ortada kalmışlığın, kararsızlığın, belirsizliğin tam ortasında kalma duygusu ise insanları öyle büyük hayal kırıklığına uğratır ki hayat artık zevk vermemeye ve yaşanılanlar rutin eylemlere dönüşmeye başlar..
Öyleyse şimdi çok geç olmadan durup düşünme zamanı: KOLAY yolların geçici hazzı mı? yoksa SARP yolların sonsuz mutluluğu mu?
27.09.2010
Hanife NİZAMİ